DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Gülnaz Yılmaz Olguncan
Gülnaz Yılmaz Olguncan
Giriş Tarihi : 02-03-2022 15:02

EN GÜÇLÜ BÜYÜLERİMİZ SÖZLERİMİZDİR

Ağzımızdan çıkan her kelime kâinatı dolaşıp bize geri gelir. Hayat bir mağara gibidir, biz ona nasıl seslenirsek o da bize o şekilde yanıt verir. Sözlerimiz kendimizle yaptığımız anlaşmamızdır. Evren nötrdür ve emrimize amadedir. Evren ağzımızdan çıkan sözü negatif ya da pozitif olarak algılamaz, titreşimi algılar ve gerçekleştirir. Her söylemimiz yer ve gök arasında kayıt edilir. Şakasına, yalandan dahi bir cümle kursak evren o cümleyi kabul edip işleme koyar. Eğer evrene daha uyumlu bir bireysek, uyumlu bir titreşim yolladığımız için evren sözümüzü hemen gerçekleştirir. Örneğin evimize misafir gelecek ve gelmemesi için “hastayım” dedik, muhtemelen hasta olacağız. Çünkü hem karşı tarafı inanırdık hem de yalan bir söz söyledik. Titreşimimize göre bu durum ya uzun zamanda bize geri döner ya da kısa zamanda. Kâinata rezone olmuş, titreşimi artmış kişiler için bu zaman çok kısalıyor. Ne derse anında gerçek olabiliyor. Bazen anlatılanı dinleriz, ama ne zaman farkına varıp yaşadığımızı anlarız, o zaman insanlara anlatmak daha tesirli olur. Hani Yaradan ''OL'' dedi 'AN'ında oldu. Zaman ve mekândan münezzeh Yaradan… Buradan anlamamız gereken halife insanda da bu sıfat vardır. Ve derler ya cennette ne istersek anında o olacak. Cennet denilen bilincin ortamında anında olan her şey tam da bizim titreşimimizden ötürüdür. Zaten titreşimimiz yüksek olmasa cennet bilincine giremeyiz. Düşüncenin içinde kendi sözlerimizle yaratıyoruz sonra başımıza geldiğinde hayıflanıyoruz. Birine sürekli ayrılmaktan bahsediyorsak sonunda muhakkak ayrılırız, birine sürekli ben yapamam ki diyorsak yapamayız.

Her sabah geç kalmak istemiyorum diyorsak, geç kalıyoruzdur. Ya da alışverişe çıkmadan borç yapmak istemiyorum diyorsak, borçlarımızı dile getiriyorsak ay sonuna kadar kredi kartlarımız doluyordur. Çünkü olmasını istediğimize değil, olmaması gerekene odaklanıyoruz. Ben şöyle derim; “karanlığa değil, ışığa odaklan”. Yani geç kalmak istemiyorum ifadesi yerine “bugün erken gideceğim” ifadesini söylemeliyiz. Borç yapmak istemiyorum yerine tutumlu olacağım diyebiliriz. Hangi sözleri kullandığımıza çok dikkat etmeliyiz. Bu yüzden eşlik ettiğimiz şarkılar, tekrar ettiğimiz kelimeler, sıkça kullandığımız ifadeler, söylediğimiz yalanlar evrenle birer anlaşmadır. Kederli, karamsar şarkılar dinliyorsak ve sözlerine eşlik ediyorsak bizim de ruhsal halimizin kederleneceği durumlarla karşılaşabiliriz. Mutluluk içeren sözleri tekrar ediyorsak mutluluk verici halleri yaşayabiliriz. Konserlerde topluca tekrar edilen şarkı sözleri en büyük büyüdür, evrende çok daha güçlü tesiri vardır. Bu yüzden topluca ibadet, meditasyon, zikirler veya belirli bir amaç için belirli sözleri okumak çok daha güçlü frekans yayar. Söz, insan olarak sahip olduğumuz en güçlü araçtır. Ama iki yanı keskin kılıç gibidir. Sözümüz en güzel rüyayı da yaratabilir, etrafımızdaki her şeyi de yok edebilir.

 

Size hayatımızdan kısa örnek vermek gerekirse; Sevdiğim, biricik eşim konservatuvarda çalışırken ve benimle o zamanları arkadaşken sürekli şu cümleyi kullanırdı; “bu konservatuvardan kurtulmak istiyorum.” O kadar içten söylerdi ki bu cümleyi, her konuşmamızda tekrarlardı. “Allah beni buradan kurtarsın “ derdi. İstanbul’a gidip albümünü yapmak, kendi konserlerini vermek en büyük hayaliydi. Ancak bir türlü işinden de ayrılamazdı. Yıllar öncesinde denemiş, her seferinde bir bahaneyle ya da gelecek kaygısıyla hayallerini gerçekleştirememişti. Daha sonra benimle sevgili oldu. Benimle sevgili olmadan önce kendini öyle bir kaosa sokmuştu ki, sanki tüm olayların cereyan etmesi için beni beklemişti. Onunla sevgili olmamdan dolayı sevgimizi çekemeyen bazı insanlar bana tuzak kurmuş ve beni konservatuvardan attırma planı yapmışlardı.

Olay gerçekleşti, ancak bir şeyi unutmuşlardı. Beni seven adam, bana haksızlık yapanların ve doğruyu söylemeyenlerin hizmetinde bir daha çalışamazdı. Zaten karakteri düzgün olmayan bir takım insanlardan dolayı da konservatuvardan “kurtulmak” istediğini tekrarlıyordu. Ve olaydan hemen sonrası işten ayrılmasının başlangıcıydı. Ben sadece araç olmuştum. Bomba patlamak üzere kuruluydu, pimini çekmesine yardımcı olan bana olan aşkıydı. Olayları kendisinin oraya getiriyor olmasının nedeni ise hayallerine gidecek kapıyı aralamasıydı. Neticede bir yıllın sonunda primi dolduğu için istifa etti. Kendi deyimiyle “Allah onu işinden kurtardı”. Ve İstanbul’a taşındık, en büyük hayali olan albümünü tamamladı, tüm dijital platformlarda yayınladı. Eğer en başta istediğini yapsaydı, işten ayrılışı sükûnet içinde gerçekleşecekti. Ancak defalarca isteyip, evrenle anlaşma yapıp, fırsat verildiğinde eylem yapamadığı için kaos yaratıldı. Hani deriz ya; “bunun benim başıma gelmesini ben mi istedim?” Evet, sen istedin. Ne yani iflas etmeyi ben mi tasarladım? Evet, tamamen kendin tasarladın. Kendini değersiz hissettiğin, baskı altında olduğun, kendini gerçekleştiremediğin, hep aynı döngüsünden sıkıldığın işinden ayrılmak istediğini ifade ettiğin için şartlar oluşturuldu. Ve seve seve o şartlara gitmezsen yerde sürüye sürüye götürülürsün. Başımıza gelen her olayda seyirci olup, olayların bize ne anlattığını iyice düşünmeliyiz. Kullandığımız cümlelerde ne söylediğimizin, hangi sözü tekrar ettiğimizin farkında olmalıyız. Kimi sözün anlamından ötürü, kimilerinin ürettikleri titreşiminden ötürü, bazılarınınsa türlü merkezler üzerinde yaptığı etkiden dolayı güç ve kuvvetleri vardır.

 

Sözün insan bedeninin değişik bölgelerinde titreşen gücü bulunur. Kalpte yankılanan, kalbi katılaştıran sözcükler olduğu gibi bedenimizi iyileştiren şifa veren sözler de bulunur. Of sözcüğündeki –f harfi negatif frekans yayarken, oh sözündeki –h harfi pozitif, iyileştirici frekans yayar. İster şairden, ister peygamberden geliyor olsun, söz yanan bir kalpten geliyorsa alev gibi yükselir, ruhu uyandırarak yaşam gücü ve ilham kaynağı olur. Bazı manevi öğretiler ağızdan ağıza sözle aktarılır. İlim sözcüklerle perdelenerek tesir edebilir. Hele ki bazı insanlar söylenen sözdeki niyeti dahi hissedebilir. Sözün titreşimindeki o niyet kalbi açık olan kişilerce ayna gibi görülür. Peki, sözün içinde ne var da ona bu kuvveti veriyor diye sorabilirsiniz. Söz insan sesinin ve nefesinin dışa vuran ifadesidir. Ve nefes gerçek yaşamdır.

 

Söylediğimiz sözlerin sadece kendi hayatımıza değil karşımızdaki insanların hayatına da etkisi vardır. Etrafımızdaki insanların bize yönelttiği olumlu ya da olumsuz sözlerin bizi ne kadar etkilediğini bir düşünün. “Senden mi doktor olacak? Senden sporcu mu olur? Senden ev hanımı bile olmaz daha yumurta kıramıyorsun. Senin yazdığın kitabı kim okur? O yazdığın şarkının birinci mi olacağını sanıyorsun? Boş işlerle uğraşıyorsun bu şekilde zengin olamazsın. Asla zayıflayamazsın, asla onunla evlenemezsin, asla dünya turu yapamazsın. Asla, asla, asla…” Cümleler size de tanıdık geldi mi? Çoğumuz söylenen sözlerin tesiri altında kalıp hayallerimizden vazgeçtik, kendimize olan inancımızı sarstık, özgüvenimizi yitirdik. Yani sözler bizi büyüledi. Belli bir kesimimiz ise bu sözlerin büyüsüne kapılmayıp inatla inandığı yolda yürüdü. Kişi istemediği bir sözün varlığını kabul ederse ona yaşam katar. Aynı şekilde istediği bir sözün varlığını onaylarsa da ona yaşam katar. Gelişim sürecinde ebeveynlerimiz, kardeşlerimiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız bizimle ilgili düşüncelerini düşüncesizce söylediler. Mesela ağabey küçük kız kardeşine bakıp 'çok çirkinsin’ derse, küçük kız güven duyduğu ağabeyinin sözü olduğu için çirkin olduğuna inanabilir. Gerçekte kız ne kadar güzel olursa olsun, bu anlaşmayı yaptığı sürece çirkin olduğuna inanacaktır. Mesela küçük kız büyürken çok makyaj yapmak isteyebilir. Devamlı makyaj yapmasının, hatta makyajsız görünmeye bile tahammül edememesinin ardında bu çirkin sözünün büyüleyici tesiri olabilir. Çünkü kız, çirkin sözünün tesiri altındadır ve o söze inançla büyümüştür. Dünyada yaşayan çoğu insan olaylara negatif bakıp hayatımız üzerinde de negatif cümleler kurmaya devam ediyorlar. Konu her ne olursa olsun hayatınıza yöneltilmiş negatif bir söz duyduğunuzda hemen inanmayın ve kabul etmeyin. Hatta o kişilere dönüp “bu sözü kabul etmiyorum” deyin. Yanlışlıkla ya da öfkeyle hayatınıza tesir edecek bir söz söylediğinizde “bu sözümü anda iptal ediyorum” deyin ki evren siparişini almasın.

Hayatımızı değiştirmek istiyorsak işe sözlerden başlamalıyız. Çünkü söz büyüdür.

En güçlü büyülerimiz sözlerimizdir.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper Lig Ahmet Çalık SezonuOP
  • 1Trabzonspor3781
  • 2Fenerbahçe3770
  • 3Konyaspor3767
  • 4Başakşehir FK3762
  • 5Alanyaspor3761
  • 6Beşiktaş3758
  • 7Antalyaspor3758
  • 8Fatih Karagümrük3757
  • 9Adana Demirspor3652
  • 10Kasımpaşa3750
  • 11Hatayspor3750
  • 12Sivasspor3648
  • 13Galatasaray3648
  • 14Kayserispor3747
  • 15Giresunspor3745
  • 16Gaziantep FK3743
  • 17Çaykur Rizespor3636
  • 18Altay3734
  • 19Göztepe3728
  • 20Yeni Malatyaspor3720
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
ÖNÜMÜZDEKİ SEÇİMLERDE OYUNUZU HANGİ PARTİYE KULLANIRSINIZ?
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
Reklamı Geç
Advert